4 Eylül 2015 Cuma

ATATÜRK Ve Kayıp Kıta Mu



Mu Kıtası'nın ismini gittiğim bir seminerde duymuştum. O zamanlar bu kıtanın bir efsane olabileceğini düşünmüş ve  fazla ilgimi çekmemişti. Ama o günden sonra ara ara  bu ismi duymaya devam ettim. Ve bir gün , Atatürk'ün bu kıta ile ilgili araştırma yaptırdığını öğrendim. İşte o zaman Mu Kıtası'nı merak etmeye başladım.Nasıl ve nereden konu ile ilgili bilgi alabilirim diye düşünürken karşıma Sinan Meydan'ın "ATATÜRK ve Kayıp Kıta Mu" kitabı çıktı. 


Mutlaka okumalıyım diye düşündüm. Bir tarafta hayran olduğum,sevdiğim bir insan ,diğer tarafta varlığı hala kabul görmemiş bir kıta...


Tarih kitaplarını okurken ilk bölümler fazla zorlar beni .Ama bu kitabın önsöz kısmı bile fazlası ile heyecanlanmama neden oldu. 


Atatürk'ün okumaya düşkün olduğunu,ilginç bulduğu satırların altını çizdiğini,anlamlandıramadığı satırların yanına soru işaretleri koyduğunu,notlar yazdığını öğrenmiştim. Tarihe ayrı bir düşkünlüğü vardı. Tarih bilinci sayesinde "bağımsızlığın" ve "çağdaşlaşmanın toplumsal ilerlemenin ön koşulu olduğunu fark etmişti. 1930'lu yıllarda Türk Tarih Tezi kapsamında araştırmalar yaptırmıştı. Peki onun Mu Kıtası'nı araştırmasının sebebi ne idi ? 

(Kitaptan ...)

Atatürk; Batı'nın tarih kitaplarında  Türkler hakkında yazılanların emperyalizme hizmet eden gerçek dışı "safatalar" olduğunu düşünüyordu. 7 Temmuz 1922'de " Türkiye,mevcut tarih kitaplarının gereklerini değil,tarihin hakiki gereklerini takip edecektir." sözleriyle dile getirmiştir. 

1932 yılında Surits ile görüşmesinde, "Kirli ve Türklere hor bakan Batı Bilimine" güvenmediğini ifade etmiştir. Batılı tarihçiler dünya tarihine kendi pencerelerinden bakmakta ve onların gözünde Türkler "göçebe,yağmacı,medeniyetten uzak,barbar bir ırktı.Uygarlığa hiç bir katkıları yoktu."

Atatürk,daha gençlik yıllarında ,ileride bir gün Batı'nın Türkler hakkındaki asılsız iddialarını çürütecek çalışmalar yapmaya karar vermişti.

İşte bu kitap Atatürk'ün ; Türklerin Orta Asya'dan önceki anayurtlarının Kayıp kıta Mu olduğu tezini savunma yönündeki yaptırdığı araştırmaları anlatmaktadır. Sinan Meydan resimler ve belgelere dayanarak çok yönlü bir araştırma yapmış,kayıp belgeleri ve sonuçları gözler önüne sermiştir...

"...Yakın ve uzak çağlar düşünülürse Türk'e yurtluk etmemiş bir anakara yoktur. Bütün yeryüzünde Asya,Avrupa,Afrika Türk atalarına yurt olmuştur. Bu gerçekleri yeni tarih belgeleri göstermektedir..."    Mustafa Kemal ATATÜRK



3 Eylül 2015 Perşembe

Aynur Hazar





         Aynur Hazar kimdir? Google amcada araştırdım.Sonuç istediğim gibi olmadı.Sıfır...Biyografisi hakkında bilgi edinemedim.Eee o zaman...Neden yazımın başlığı Aynur Hazar? Çünkü;onu size ben anlatacağım.
         Kendisi ile üyesi olduğum (BİZ BİZE...) facebook sayfasında tanıştım.Tanıştık derken,öyle yüz yüze gelip "Oooo Aynur Hanım merhaba.Ben....."diyerek değil tabii.Sanal ortamdan...Gurubumuzun önerisi ile kendisinin "İsmi Lazım Değil Cismi Aşk" şiir kitabını okuyorduk.Sayfa üyelerimizden Hasan Bey kendisi ile iletişime geçmiş ve guruba davet etmişti.Ve sağolsun kabul edip üyelerimizden biri oldu.
          Siz bir insanı görmeden,sırf yazdıkları cümlelerden tanıyabilir misiniz?
          Eskiden olsa ben "Saçmalama ya insan yazdıklarına göre kişiyi nasıl tanıyabilir?"derdim.Ama öyle olmuyormuş.Tanıyabiliyormuş.İnsan ne kadar zorlasa da hissetmediği cümleleri yazamaz.Onun satırlarında bir sıcaklık vardı.Samimiyet vardı.Huzur vardı.Saygı vardı.Vardı da vardı işte...
          Ben çok sevdim onu ve dizelerini...Onu hissetmek isterseniz şiirlerinle bir randevu ayarlayın...İsmi Lazım Değil Cismi Aşk kitabı ile başlayıp,Kimliksiz Gemiler ile devam edin.Gidenlere Merhaba deyin.Bizden birisi...Benden söylemesi...

Yalnızlığın odaları yokmuş
Sürgüsüz kilitsiz kapıların ardında
Duvarı kendisi olan evlerde uyurmuş...


Yeter ki özne sen ol,
güzelleşir bütün cümleler.
Toplasan
kaç cümledir ki zaten
ömür dediğin.
Birkaçını sensiz kurdum,
artık tamamı gizli özne.
Gerisini sana ayırdım,
beni
mutlu yüklemlerle tamamla...

Gidenlere Merhaba


"Aşktan meşkten başka
işiniz yok mu sizin?
Bakın dünyada neler olup bitiyor,
kan gövdeyi götürüyor." dedi biri.
"Aşkta meşkte biraz gözünüz olsa,
sevmeye biraz kafa yorsanız,
kalbinizi bu kadar acıyla
yoğurmak zorunda kalmazdınız."
dedim birine.

Kimliksiz Gemiden Mektuplar

Amin Maalouf




        

          Amin Maalouf 1949’da Lübnan’da doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı; 1976’dan beri Paris’te yaşıyor. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.

         Çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini yapıtlarında başarıyla işleyen Maalouf, ilk kitabı Les Croisades vues par les Arabes (1983, Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, Telos) ile tanındı ve bu kitabın çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı.

         1986’da yayımlanan ve aynı yıl Fransız-Arap Dostluk Ödülü’nü kazanan ikinci kitabı (ilk romanı) Léon l’Africain (Afrikalı Leo, YKY) ise bugün bir “klasik” kabul edilmektedir.

          Maalouf’un 1988’de yayımlanan ikinci romanı Samarcande da (Semerkant, YKY) coşkuyla karşılandı ve pek çok dile çevrildi.

          Les Jardins de Lumière (1991, Işık Bahçeleri, Telos) ve Le Ier Siècle après Béatrice (1992, Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl, Telos) adlı romanlarının ardından, 1993’te yayımlanan romanı Le Rocher de Tanios (Tanios Kayası, YKY) ile Goncourt Ödülü’nü kazanan yazarın, Les Echelles du Levant (Doğunun Limanları, YKY) adlı romanı 1996’da,

         Les Identités Meurtrières (Ölümcül Kimlikler, YKY) adlı deneme kitabı 1998’de çıktı.

          Maalouf 2000’de Le Périple de Baldassare yayımladı (Yüzüncü Ad-“Baldassare’nin Yolculuğu”, YKY). Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho’nun bestelediği opera için yazdığı Uzaktan Aşk (2002, YKY) Maalouf’un ilk librettosudur.

         Origines (Yolların Başlangıcı, 2004) yazarın son romanıdır.

         2006 yılında ise Maalouf'un ikinci librettosu Adriana Mater (YKY) yayımlanmıştır.

          Sevdiğim yazarlardan bir tanesidir.Yazarın;Semerkant,Doğunun limanları,Yüzüncü Ad romanlarını okudum.Kesinlikle tavsiye ederim.Ama ben şimdi size en son okuduğum "Çivisi Çıkmış Dünya" kitabından bahsetmek istiyorum.

          Amin Maalouf bu kez "medeniyetler çatışması"adıyla anılan ve dünyadaki bütün kültürler ve halkların geleceğini tehdit eden politikalara karşı - yaşamın devamlılığının olmazsa olmazı olarak gördüğü -hoşgörü çığlığını yeniden duymaya davet ediyor insanlığı...
         Ayrıca shf.80-83'de büyük önder Atatürk' ten ve onun dehasından söz ediyor.
         Bu yüzyılda yaşananları daha iyi anlamamızı sağlayacak çok güzel bir kitap.

Adam FAWER





         "Adam FAWER, Pennsylvania Üniversitesi’nin ekonomi bölümünden mezun olmuş, istatistik bölümünde yüksek lisanstan sonra MBA yapmıştır. Kariyeri boyunca Sony Müzik, J.P Morgan, yakın zamanda da About.com gibi çeşitli firmalarda çalışmıştır.

            İlk romanı Olasılıksız beş dile çevirilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International
Thriller Writers Award ödülünü kazanmıştır.2008 Nisan ayında da ikinci kitabı olan "Empati" çıkmıştır.Empati2008 yılında Almanca , Japonca ve Türkçe yayımlanmıştır."

           Adam FAWER, 2 kitap yazmış,oldukça beğenilmiş bir yazardır.Maalesef yazarın biyografisi hakkında fazla bir bilgi edinemedim.





Gelelim kitaplarına;

                 Olasılıksız ile 2009 yılının Ocak ayında tanıştım.Kitabı 2 günde okumuşum.(Şimdi ki hızımdan çok yüksek :) ) 
                 David adındaki bir bilim adamının işini kaybetmesinden sonra, bir deneyde denek olmayı kabul etmesi ile olaylar başlar.Aldığı ilaçlardan sonra olacak olayları tahmin etmeye başlar.
Çevresinde güçlü kokular ve şekiller görmektedir.Bu özelliği fark edildikten sonra peşine düşen guruplardan, olasılıkları tahmin ederek kaçmaya başlar...




                 İnsanların duygularını bire bir hisseden 3 insan.Bunlardan ikisi iyilerin,diğeri kötülerin yanında olmuştur.Kötü,insanları etkilemeyi başarıp dünyayı ele geçirmeye çalışır.

                Kitabın konusu hakkında fazla bilgi vermek istemiyorum.Okudukça ne demek istediğimi anlayacaksınız.Ha! Unutmadan,kitabınızı elinize almadan lütfen tüm ihtiyaçlarınızı yerine getirin.Telefonunuzu kapatın,kapı zilini bozun.Yok yok zile dokunmayın.Sonradan tamiri zor olabilir.Bence mp4' ünüzü takın kulağınıza,kahveniz (ben genelde şarabı tercih ederim) ve iyi okumalar...


Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali


               Kendi halinde,kimseyle konuşmayan,içine kapanık Raif Efendinin başından geçen bir sevda hikayesi...
               "Raif,sabun yapımını öğrenmek üzere babası tarafından Almanya'ya gönderilir.Orada zamanının çoğunu Berlin'de gezerek geçirir.Bu gezileri sırasında bir gün, bir sergide kürk mantolu bir kadın resmi ilgisini çeker.Sonradan bu kadınla,Maria ile tanışır.
                Kadınların karşısında mahcup Raif ,hiç kimseye güvenmeyen Maria arkadaş olur.Aralarında güzel bir çekim vardır.İkisi de mutludur. Maria Raif'e güvenmeye başlamıştır.
                Raif babasını kaybeder ve Türkiye'ye döner.İşlerini yoluna koyunca Maria'yı yanına aldıracaktır.Ama geçen zamanlar sonunda Maria'dan haber alamaz.İçine kapanır.Hayata küser........
               Devamı mı? 
               Bence fazlası için hemen elinize kitabı alın,bir de kahve yapın kendinize,zevkli okumalar :)

Başlarken...

Merhabalar,
Hepimizin evinde bir kitaplık mutlaka vardır.Okuduğumuz,okumak istediklerimiz ve beğendiklerimizi koruyup kolladığımız kitap evleri...
Tabii bazılarımız  "Bak ben ne kadar çok kitap okumuşum,tam bir kitap kurduyum"diye kendini okur ve düşünür olarak göstermek için oluştursa da,çoğunluğumuz için bunun geçerli olmadığını düşünüyorum...Haksız mıyım yoksa :)
Neyse,biz bu kitapları okur ve rafa kaldırırız.Ama bir gün gelir gözümüze çarpan bir kitabı elimize aldığımız zaman "Ya ben bu kitabı okumuş muydum?"diye sorarız kendimize.Ya da en azından ben böyle düşünürüm.Hatırlayamadığım zamanlar ise yeniden alıp okurum.İlk paragrafından sonra hafızam yerine gelse de okumaya devam ederim.Aslında başucu kitaplarım dışındaki kitapları ikinci defa okumayı hiç sevmem.
2004 yılında kendimce bir karar almıştım.Okuduklarım hakkında kısa bilgiler oluşturup,onu bir defterde saklayacaktım.Yaptım da.Çok da güzel oldu.Bu yaz tatilinde ise kitaplar hakkındaki bilgileri bir blog da yazsam nasıl olur diye düşündüm.Malum,devir artık teknoloji devri...
Ve işte düşündüğümü yaptım.Sonu nasıl olur bilemem.Henüz acemiyim,hatalarım,eksikliklerim olacak.Olsun,düşe kalka büyüyoruz nasılsa ...